Chatkapi, 1998 - 2000 yılları arasında, Yeni Yüzyıl gazetesinde, hafta içi her gün yayınlanan bir internet köşesi idi. Daha sonra 6 ay kadar hayatına
Vatan Gazetesinde devam etti. Hasan Yalçınkaya, nam-ı diğer
hafif uyku tarafından hazırlanıyor; internet, gelecek, teknoloji ve bilim ile ilgileniyor.
23 April 2007, Monday
Artık blog nedir biliyor olduğunuzu tahmin ediyorum. Günlük hayatımıza girmiş bir kelime zira. Ama yine de kaçırdıysanız kısaca tarif edeyim: Türkçeye “internet güncesi” şeklinde tercüme ediyorlar ama bu ifade blogların sadece bir kısmını tarif ediyor. Blog aslında bir web sitesi formatı. Bilgiyi en son girdi en üstte gözükecek şekilde alt alta sıralanmış parçalar halinde veren web siteleri bu formata giriyor. Dolayısıyla sahibinin yediklerini içtiklerini anlatanları da var, belirli bir konuda uzmanlaşmış, işini ciddiye alan, haber kaçırmayanları da var.
Dünyada işini iyi yapan, kalemi kuvvetli blogcular artık geçimlerini bloglarından sağlayabiliyor, bazıları çok zengin bile olabiliyorlar. Ünlü köşe yazarlarından farkları yok. Bir yazıları ile koskoca bir şirketi derinden yaralayabiliyorlar, başka bir şirketin yaralarına merhem olabiliyorlar. devamını okuyun »
3 Comments »
14 April 2007, Saturday
Lifehackerlar arasında çok popüler olan bir çalışma sistemi var. İsmi “Getting things done”. İşleri halletmek, katlayıp kenara koymak şeklinde tercüme edilebilir. Bugüne kadar birçok aşırı meşgul iş adamının hayatını hale yola koymuş David Allen isimli bir verimlilik gurusunun kitabı. (Lifehacking de neyin nesi diyorsanız: http://chatkapi.com/lifehacking, David Allen: http://www.davidco.com)
Açıkçası kitabı henüz bitiremedim ama sistemin mantığını anladığıma inanıyorum. David Allen diyor ki: Hayatta mutlu olmak için kafamızın boş olduğu zamanlar olması lazım.
Bunun için de güvenilir bir kafa boşaltma yöntemi bulmamız ve artık kafamızı nereye boşaltıyorsak, orayı düzenli bir şekilde kontrol edecek disipline sahip olmamız lazım. Sistemin özü bu. Aslında bütün kitap bunu yapabilmemiz için tavsiye edilen bir yöntemi anlatıyor.
devamını okuyun »
4 Comments »
7 April 2007, Saturday
Bağlantı kurmak belki de en temel insani güdülerimizden biri. Bağlantısız kaldığımızda kuruyoruz, mahvoluyoruz. Suçlularımızı hapse atarak, bağlantılarını kopararak cezalandırıyoruz. Tür olarak bağlantı kurmaya bağımlıyız. Sevdiklerimiz ile, merak ettiğimiz insanlar ile, hatta dünya ile sürekli bağlantı halinde olmak, her saniye, her olan bitenden haberdar olmak istiyoruz. Bu işi yapmamızı sağlayan teknolojilere de yapışıp kalıyoruz.
Arthur C. Clarke “yeterli derecede ileri teknoloji, büyüden ayırdedilemez” demiş. Biz de elimizdeki talep gücü ile iletişim teknolojisini mütemadiyen bu yönde itiyoruz. Her şeyin en küçüğünü, en az yer kaplayanını, en ulaşılabilirini, en görünmezini istiyoruz. Hayalimiz yok olmaları. Yok olduklarında bağlantı kurmanın şu anda telepati dediğimiz fantastik güçten, yani büyüden bir farkı kalmayacak.
devamını okuyun »
No Comments »
31 March 2007, Saturday
Finger (parmak) isimli eski bir unix komutu var. Örneğin “finger hasan@chatkapi.com” diyorsunuz, chatkapi.com isimli bilgisayardaki hasan isimli kullanıcının şu anda ne yaptığını söylüyor ve aynı zamanda .plan isimli bir dosyaya yazdığı bilgileri (yani ne yapmayı planladığını) gösteriyor. Eskiden, internet hiç kalabalık değilken insanların online buluşmalarına ve kaynaşmalarına yardımcı olması için kullanılırmış, daha sonra kötü niyetli kişilerin eline koz vermesi sebebiyle bırakılmış. Bir de “wall” isimli bir komut var. “Write to all / herkese yaz”ın kısaltılmışı. Sisteme bağlı olan herkese aynı anda mesaj göndermenizi sağlıyor.
Bu eski unix komutlarının her biri aslında birer hack. Yani bir problemi çözmek, bir işi kolaylaştırmak için yazılmış minik programcıklar. Bir problemi çözmek veya bir işi kolaylaştırmak aynı zamanda çok çok iyi bir iş planı. Dolayısıyla eski unix komutlarının yaptığı işleri web’e taşıyan servisler çok başarılı oluyorlar.
devamını okuyun »
2 Comments »
24 March 2007, Saturday
Müzik ve film endüstrisi biliyorsunuz yarattıkları içeriğin -onlara para kazandırmadan- serbestçe paylaşılmasından hiç hazetmiyorlar. Bu konuda önlemler almaya çalışırken kurunun yanında yaşın da yandığı vakalar oluyor, sevgiliye bir karışık kaset hazırlamak bile yasadışı sayılabiliyor. Bu yüzden dosya paylaşma meraklıları sürekli yeni yöntemler keşfetmek zorunda kalıyorlar.
Bittorent’i, endüstrinin sıkıştırması sonucu ortaya çıkmış, gerilla bir dosya paylaşım yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Çok efektif. Dosya yayınlanıyor, ilgilenenler paylaşıp dağılıveriyorlar.
Sistem şöyle çalışıyor: Binlerce torrent sitesinin herhangi birinden indirmek istediğiniz dosyayı başka kimlerin indirdiğini bulma yeteneğine sahip minik bir torrent dosyası çekiyorsunuz. Bu dosya bir torrent programı ile açıldığı zaman, esas peşinde olduğunuz dosyayı, örneğin bir filmi o sırada paylaşmakta olanları bulup onlardan çekmeye ve çektiği kadarını da başka insanlara göndermeye başlıyor. devamını okuyun »
No Comments »
17 March 2007, Saturday
Podcasting en basit anlamı ile ses dosyaları üretip tüm internet ile paylaşmak manasına geliyor. Bir nevi sesli blog. Blog yazmak nasıl amatör gazeteciliğe benziyorsa, podcasting de amatör radyoculuğa benziyor.
Canınızın istediği gibi bir radyo programı kaydediyorsunuz ve blogunuza koyuyorsunuz. Dinleyicileriniz programınızın RSS kaynağını kaydediyorlar ve bu ses dosyasını yayınlanır yayınlanmaz otomatikman indiriyorlar, hatta bu iş için kullanılan programların çoğu ses dosyalarını MP3-çalarınıza da yükleyiveriyor. devamını okuyun »
3 Comments »
3 March 2007, Saturday
Sürekli takip ettiğiniz siteler varsa, RSS ne demektir ve nasıl kullanılır bir şekilde radarınızdan kaçtıysa, bu hafta size pek güzel bir kolaylık göstereceğim.
Sürekli yayın yapan çoğu sitenin, hepimizin görebildiği sayfalarının dışında yayımladığı, insanlar için değil de makineler için yaratılmış RSS kaynak dosyası diye bir şey var. Bu dosya, sitenin yayımladığı haberlerin, siteden koparılıp kaynağından bağımsız olarak başka yerlerde yayımlanabilmesini sağlıyor. Siteye yeni bir haber eklendiğinde, bu RSS dosyası da aynı anda güncelleniyor.
RSS dosyasının da bir web adresi var. Bu adres genelde sitelerin altlarında bir yerlerde (yanda gördüğünüz gibi) turuncu bir ikon ile temsil ediliyor. O turuncu ikona sağ tıklayıp, adresi kopyalayabiliyorsunuz. Önemli nokta bu adres ile ne yaptığınız.
devamını okuyun »
No Comments »
3 March 2007, Saturday
Bu da annemden: Çatal, kaşık ve bıçakları bulaşık makinesine koyarken her birini ayrı bölmeye ve aynı yöne bakacak şekilde yerleştirin. Böylece bulaşık makinesinin işi bittikten sonra avuçlayarak olduğu gibi çekmecedeki bölmelerine yerleştirebilirsiniz
Haftalık alışverişten sonra sebzeleri yıkayıp buzdolabına öyle koyun, her yemek yapma zamanı geldiğinde bir de yıkamakla uğraşmayın.
2 Comments »
27 February 2007, Tuesday
Problemimiz şöyle: Arabası ile Türkiye’yi dolaşarak satış yapan bir satış temsilcimiz var. Dolaşması gereken 40 şehir olsun. Beyefendi mümkün olan en az benzini harcayarak 40 şehri hangi sıra ile ziyaret etmelidir? Bu 1800′lerde ortaya çıkmış ünlü bir problem. Literatürde “The Travelling Salesman Problem (TSP)” olarak geçiyor.


Problemi her zaman kaba kuvvetle çözmek mümkün. “Kaba kuvvet”ten kastım, zeka kullanmadan bütün şehirlerin aralarındaki mesafeleri dikkate alarak, bütün sıralamalar arasından en düşüğünü seçmek. Ancak problemi böyle çözmek için “40 faktoriyel” işlem yapmak gerekiyor (1 x 2 x 3 x … x 39 x 40 = 8 x 10 üzeri 47 korkunç bir sayı). Dolayısıyla kaba kuvvetle çözmek süper bilgisayarlar için bile çok uzun zaman alıyor. devamını okuyun »
2 Comments »
27 February 2007, Tuesday
Televizyonun başından kalkamıyor ve yeterli egzersiz yapamıyor musunuz? Beyninizi öyle bir programlayın ki, reklamlar başlıyor sinyalini duyduğunuzda hoplayıp egzersiz yapmaya başlayın. Reklamlar bitti sinyalini duyduğunuzda durun. Bu otomatik hale gelsin. Bir süre sonra dalyan gibi olacaksınız.
No Comments »